Perşembe, Ağustos 23, 2007

boşluğun sıkıntıları -3


-ayrıntıya inelim mi ?
-inelim eğer istersen ama;bazen eskilerin şuanki anlarına zalimce vurabilir,soğuk bir bıçağın tenini yavaşça deşmesi gibi soğuk ve acı verici olabilir,deştiğin anıların acıyla dışarı çıkan sıcak kan gibi sıcaktır,ama bütününe baktığında seni yaralamıştır...genede ayrıntıya inmelimiyiz sence?

-göz göre göre olmamalı,göz göre göre böyle bir acıyı isteyemem kaldıramam artık daha fazlasını,basitte kalsın,ne gereğinden fazla soğuk nede gereğinden fazla sıcak.

-basitlik hakkında haklı tarafların var tamam,ama ayrıntılarda gizilidir hepsi,belki yaralanmamak için temiz, diri ,ne gereğinden fazla soğuk nede gereğinden fazla sıcak bir vücud basit ve acısız olabilir ama unutma ki bu vücudun içinde bulunduğu hayat ayrıntılarda gizilidir,ve seni yaratan, hayatı acılarıyla basitliğiyle yaşamanı istemiştir.

***


Ve son olarak tanrı nın ilizyonuda budur,ne kontrolün sende olduğunu benimsemeni ister nede kontrolün onda olup, senin bir kukla olduğunu düşünmeni,tanrı sana böyle bir oyun oynar, bundan sıyrılanlar selamete erer. gerisi bir bakmış ölmüş zaten, karar veremeden ayrıntılarıyla cebelleşirken...

inanç içinde, tanrı nın oyununu kazanmalısın...


bitti.

boşluğun sıkıntıları -2


# saçmalıyorum sana işte çaktırma,his mis değil onlar,kör bencilliğin son çığlıkları, vakit doluyor yavaş yavaş,içimdeki son çırpınışları...

***

- samimi olmalısın ama ,kötü tek bir yanınıda söylemelisin,aldatılan bencil bir kalbin tırnaklarıyla tırmalanmış bir surattan farkı kalmaz yoksa yazdıklarımın...

***

# buraya kadar,ben giderken ayaklarımdan çıkan o sesler ,bencilliğimi aldatırken; aç hayvanların altındaki senin inleme seslerini bastırsın, bastırsın ve kulaklarında birer sağır edici çığlığa dönüşsün..


to be continued...


Çarşamba, Ağustos 22, 2007

boşluğun sıkıntısı -1


şu parçayı dinle... denizin kokusu vursun suratına rüzgarla,
dinle ! her tonunda, rüzgarlar savursun suratına yaptıklarını,
dinle ! her tonunda, dalgaların sesi anlatsın yapamadıklarını,
dinle ! her tonunda, sana yapılanlar, ağaçlardan gelen ürpertiler gibi inletsin içini...


***

to be continued...

o parça

Çarşamba, Ağustos 08, 2007

Dostluk


saate bakmaksızın kapısını çalabileceği
bir dostu olmalı insanın...
'nereden çıktın bu vakitte' dememeli,
bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında;
gözünün dilini bilmeli;
dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı...
arka bahçede varlığını sezdirmeden,
mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi
köklenmeli hayatında;
sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin.
ihtiyaç duyduğunda gidip
müşfik gövdesine yaslanabilmeli,
kovuklarına saklanabilmelisin.
kucaklamalı seni güvenli kolları,
dalları bitkin başına omuz,
yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı...
en mahrem sırlarinı verebilmeli,
en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin;
gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz...
onca dalkavuk arasında bir tek o,
sözünü eğip bükmeden söylemeli,
yanlış anlaşılmayacağını bilmeli.
alkışlandığında değil sadece,
asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli.
övmeli alem içinde, başbaşayken sövmeli
ve sen öyle güvenmelisin ki ona,
övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin.
teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi...
seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş..
gözbebekleri bulutlandığında,
yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin.
ve sen ağladığında onun gözlerinden gelmeli yaş...
yıllarca aynı ip üstünde çalışmış,
cesaretle ihanet arasında gidip gelen
bir salıncağın sınavında birbiriyle kaynaşmış
iki trapezci gibi güvenle kenetlenmeli elleri...
'parkurun bütün zorluklarına rağmen dostluğumuzu koruyabildik,
acıları birlikte göğüsleyebildik ya;
yenildik sayılmayız'
diyebilmeli...
issızlığın, yalnızlığın en koyulastığı anda,
küçücük bir kağıda yazdığımız
kısa ama ümitvar bir yazıyı
yüreğe benzer bir taşa bağlayıp
birbirimizin camından içeri atabilmeliyiz:
'bunu da aşacağız!

Can Dündar

Resim : Salih Güler
/sayfası : http://salihguler.deviantart.com/

Cumartesi, Ağustos 04, 2007

TTnet 'in kendini aşması


Bir kısmınızın bileceği üzere dün bazı olaylar peydahlandı.Özelleşmiş TTnet 256 sınırsız kullanıcılarını 1024 e yükseltti.Akabinde herkesler sevindi.Hatta kutlama yapan tanıdıklarım bile var.Lakin durum alttarafından daha vahim.Çünkü mevcut 256 sınırsız kullanıcılarının abartmıyorum %89'u zaten interneti sömürmeyi herşeye sahip olmayı misyon edinmiş bir kitle.Akabinde sen bu insanlara böyle yaparsan hem boş media satışında(dvd olsun cd olsun hdd olsun)patlama yaratacan.Hadi bu güzel peki ya altyapı? olabilecekleri kestirebiliyor mu acaba ttnet...Hiç sanmıyorum akabinde pazartesi günü kimse özlemlediği hıza kavuşamıyacak.Bununla birlikte varolan kotalı yüksek hızlı kullanıcılarda çökücektir.Tabii temennimiz bunların olmaması için ama elden bişey gelmez.

Bu arada yeni bi mekan downloadkolik arkadaşlar için...Güzel bu konuyla ilgili geyiğin yer aldığı biyer.Download linki bulmak için girmeyiniz...

http://downloadtarikati.blogspot.com