Perşembe, Temmuz 31, 2008

GTA San Andreas ve Sadizm

Aslında GTA şöyledir böyledir diye ilk tanışmamdan bugüne uzun bir yazı yazmıştım.Ama firefox 3 ünde katkılarıyla kendi mallığım yüzünden kopyaladığım o yazının tamamını kaybettim.Gerçekten sinirini bozuyor insanın. Uzun uzadıya yazmıştım ya sonradan gereksiz bir yazıydı aslında diye şimdi kendimi teselli ediyorum işte.


Gta Vice City ile başlayan maceram uzun bir bekleyişten sonra San Andreas ile devam etti.Serseri olarak geldiğimiz Vice City den, kah çeteleri çökertip üzerine oturarak,kah banka soyarak,kah uzaktan kumandalı RC helikopterlerle koca binalara patlayıcı yerleştirip havaya uçurarak kah ta füzelerle askeri alanlara saldırarak şehrin sahibi olarak ayrılmıştık.Sonradan çeşitli pack ler çıkıp oyunu curcunaya çevirsede hepimiz bunlardan zevk aldık.


GTA: Vice City Kurtlar Vadisi Pack bunların içinde gördüklerimin en ilginciydi :)





Sonra hiç beklemediğimiz yeni özellikleri bana göre özgürlükleriyle GTA:San Andreas geldi.Vice City nin 4 katı büyüklüğünde bir haritaya sahipti.En dikkat çekici 2 özelliği suya düştüğümüzde yılların yüzücüsü edasıyla yüzebilmemiz ve ayda feza da uçarken uçaktan paraşütle atlayıp paraşüt kullanabilmemizdi.Bir çok ufak tefek ayrıntıda gelmişti.Örneğin bir kumarhane ye gidip kumar oynayabiliyorduk gerçeğini aratmıyacak özellikte ve şekilde.Şehir büyük olduğundan şehrin tek sahibinin biz olmamızda tabii gayet uzun sürdü.Bilmiyorum kaç kişinin dikkatini çekti ama benim oyun içerisinde yakaladığım eskiye saygı olarak gördüğüm bir kaç ufak ayrıntı var;Bir görev icabı dağın eteklerinde yaptığımız araba yarışında rakiplerimizden biri Vice City de kontrol ettiğimiz Tommy Vercetti ydi.RC oyuncaklarla uğraşan dostumuz için yaptığımız görevlerle ilgili diyalogları yaşadığımız mağazasının içerisinde ki oyuncaklarda GTA:Vice City nin maketleriydi.Ve son olarak Las Vegas ın kopyası oyundaki haritanın Las Ventures şehrinin striptiz kulübünün afişe güzeli ise Vice City de porno filmini çekmek için ele geçirdiğimiz stüdyodaki güzelimiz(sakın yanlış anlamayın görev icabı:) Vice City deki adıyla Şeker den başkası değil.

Bu gece gene bu oyunda takılırken bu aralar kafayı taktığım helikopter görevinden sonra şehirde kendi çapımda eğlenirken farkettim ki ciddi bir sadist tatminliği yaşatıyor oyun bana.Örneğin sokakta yürüyen sade bir vatandaşa arkadan sinsice yaklaşıp bıçakla gırtlağını kesebiliyorum.Yada ne bileyim plajda güneşlenen amcanın kafasına roket fırlatabiliyorum veya kaldırımda yürüyen güzel giyimli ablayı tırla ezebiliyorum ve ya çatısına çıktığım bir binadan sniper ile vatandaşların orasına burasına mermi sokabiliyorum.Tüm görevler bir yana GTA nın böyle bir etkiside var, inkar edilemez.Tabii ki bazende sade bir vatandaş olarak taksicilik yapıyorum veya oyuna sonradan kendimin dahil ettiği mecidiyeköy dudullu hattının çift katlı iett otobüsüyle servis çekebiliyorum :) GTA nın verdiği bu özgürlüğün tanımını yapmaya kalkacak olursam eğer sanırım bu kadar disiplinli ve normal halinde yaşayan sanal bir şehire bizim gibi bir insan faktörünü sokması derim herhalde.Duydum ki GTA 4 çıkmış.Pc ye çıkacağı günü San Andreas kadar heyecanla beklemesemde içimde birşeyler kıpırdıyor gene :) Ha ben bir oyun bağımlısı değilim bu arada.Sadece saygıdan tüm bu yazdıklarım :)

Üzerine C4 yerleştirdiğim bir ablanın videosunu çektim kendi oyunumdan.Bakmayın bir ilizyonist in yerleştirmiş gibi durduğuna.Aslında o onun üzerine yapıştırdığım bir C4.Ama oyun sağolsun bu tarz şeylere pek önem vermiyor :)Bu arada oyunu oynarken kendi müziklerinden bıkanlara Rob Dougan dan Born YesterDay ve Furious Angel(Radio edit) parçalarını tavsiye edebilirim.

video

Cumartesi, Temmuz 19, 2008

Avatar the Last AirBender

Uzun zamandır anime izlememiştim.Okadar uzun ki ilkokul 5 e giderken ki Pokémonlardan bahsediyorum :) One Pieces i saymassak tabi.İlk 3 bölümünü star tv de izledikten sonra yasaklandığını öğrendim.Bir bölümünde karakterlerden biri puro içiyor diyeymiş :)

Avatar a tavsiye üzerine bulaştım.Daha önce tv de bir bölümünün son 10 saniyesini gördüğümde anında tiksinmiştim çok çocukça gelmişti nedense.(Önyargılar işte.)Avatar 4 elementi(ateş,su,hava,toprak) ırk olarak şekillendirip bu ırkları dengede tutma çabası içindeki bir karakteri anlatıyor.Hikaye hakkında daha fazla bilgi vermiyeceğim.Ama tavsiyem şu ki ilk bölümlerden çocuk çizgi filmi diyip bırakmamanız.Keza ileriki bölümlerde daha bir zevkle izlediğinizde bu önyargınızdan pişman olabilirsiniz benim gibi.

Avatar 3 sezondan oluşuyor.Ve bu 3. sezonda muhtemelen son sezon.Geçen sabah uzun bir aradan sonra tekrar başladı ve 3. sezon 16. bölümünü indirebildim.Sanırım birkaç saat içerisinde 17. bölümüde indireceğim.İngilizce altyazısının anında bulunamamasından kaynaklanan sıkıntıdan dolayı divxplanet in vefalı çeviricileri dinleyerek çeviri yapmaya başlamışlar.Burdan onlara kolaylık diliyorum.


Tüm bölümlerini indirmek isteyenler için :

Season 1-2

Season 3

Pazartesi, Temmuz 14, 2008

Firefox 3 ile bloğumun alıp veremedikleri



Firefox 3 çıktığında ilk hevesle bir güzel kurdum.herşey güzeldi.ta ki bloğumu açana kadar.Eklediğim videolardan kaynaklandığını ve firefox 3 ün de bu konuda çuvalladığını düşündüm ilk başlarda.Ve birazda tembelliğimden bu sorunu çözmek yerine firefox 2 ye zıplayıverdim.Nasıl olsa hallederler o zaman geçerim diye.Geçenlerde canım sıkıldı diye firefox 3 ü tekrar kurup bunun ile uğraşmaya karar verdim.

Sorun şuydu ;
Firefox 3 ile bloğa girdiğinizde scroll ile aşağı yukarı kaydırma yaptığınızda sayfa kendini yeniliyordu yavaş bir şekilde ve sizde bunu işkence gibi izlemek zorunda kalıyordunuz.Yabancı kaynaklı bir forumda bu konuyla ilgili arama yaptım ve elle tutulur bir sonuç bulamadım.Ve bir konu açtım sağolsun biri 2 gün geçmeden konuya birşeyler yazdı.sorunumu çözmesede benim halletmem için küçük bir ipucu vermiş oldu.

Google Blogger ın herşeyi otomatik halleden yeni temasını kullanmadığımdan genel görünümde değişiklik yapacağımda html kodlarını açıp kurcalardım.Yardımcı olan kişinin yazdığı koda ve bende olana baktığımda bazı farklar vardı.

Bende ki kodların eski hali şu şekildeydi :

background: url('http://img427.imageshack.us/img427/4247/3sy40930fo2.jpg') no-repeat fixed bottom ;

deneyipte olumlu sonuç aldığım kodlar ise şu şekilde :

background-image:url('http://img427.imageshack.us/img427/4247/3sy40930fo2.jpg');
background-repeat:no-repeat;
background-attachment:fixed;
background-position:bottom;

herşey bundan sonra düzeldi.Firefox 3 ile de tekrar barışık bir şekilde ilişkimize devam ediyoruz bu prüzleri hallettikten sonra :)

Perşembe, Temmuz 03, 2008

We did it! Tilki çakalları yedi...


Sabahın şu saatinde mailime gelen haber;Bazılarının bildiği üzere Firefox yeni sürümü için gene ve tabii ki gönüllüleriyle bir rekor denemesine imza atmak istemişti.Amaç firefox 3 ün yeni çıktığı günde max. download sayısına ulaşarak Guinness rekorlar kitabına girmekti.İşte biraz evvel gelen haber bununla ilgiliydi.Ben sayaca en son baktığımda 8milyon u geçmişti.Guinness rekorlar kitabına girmişler ve bunun bir parçası olan benimle bunu paylaşıyorlar.Ve pek tabii bu heyecanı yaşayan herkesle.Firefox 3 bende hayal kırıklığı yaratmış olsada(bazı flash larda çuvallaması yüzünden),ülkemin;emeğe saygı diyerek başkalarının emek harcıyarak yazdıklarını copy paste eden insanlarının,üstelik birde bunu paylaşma ayağına üye olunmadan gösterilemeyen linkleriyle birlikte dünyada bazı oluşumlar sadece gönülleriyle ortaya koydukları değerlerle ve felsefeleriyle ! dil,din,ırk,görüş,milliyet gözetmeksizin tüm insanlığın yararına tekelcilere meydan okurcasına birşeyler ortaya koyarken ve tek bir katkım olmamasına rağmen bunun sevincini bu saatte benimle paylaşırken,ülkemizde ki o insanların cahilliklerini,çakallıklarını,aptallıklarını ve zavallılıklarını bir nebze olsun unutabiliyorum.